“Mutlu geçen bir çocukluk, insanın en zengin hazinesidir”

“Mutlu geçen bir çocukluk, insanın en zengin hazinesidir”

Ben Merzifon doğumluyum. Orta Karadeniz’in şirin ve güzel bir kasabası ve Amasya’nın bir ilçesidir Merzifon. Bir zamanlar stratejik önemi oldukça fazlaydı. Soğuk savaş döneminde, iletişimin bu denli ileri düzeyde ve şeffaf olmadığı yıllarda Merzifon’da aktif bir Nato radar üssü bulunuyordu. Halen bir hava üssü mevcut olan Merzifon, askerlerin önemli görev ve tayin yerlerinden biriydi. Bu bağlamda benim de çok sayıda asker çocuğu arkadaşım olmuştu.

Merzifon’un tarihte en bilinen insan figürü Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’dır. Viyana’yı kuşatmış ama almayı başaramadığı için canıyla bedel ödemiş bir Osmanlı devlet adamı. Birçok değer gibi haksızlığa uğramış önemli bir tarihsel figür. Çocukluk yıllarımda Ramazan aylarında bahçesindeki ulu çınar ağacının gövdesine yaslanarak iftar saatini beklediğimiz Paşa Camii ve medresesi onun Merzifon’a bıraktığı eserlerden yalnızca biridir. Başarılı olsaydı Avrupa’nın tarihsel seyrini değiştirecekti, akıbeti başını vermek oldu.

Yazımın başlığında bir kitapta okuduğum bir cümleye yer verdim ““Mutlu geçen bir çocukluk, insanın en zengin hazinesidir”. Bu sözün anlamını geçtiğimiz yaz eşim, kızım ve babamla yaptığımız bir Karadeniz gezisinde uğradığımız ve bir gece de misafir olduğumuz memleketimizde, Merzifon’da geçirdiğim iki günlük ziyaret esnasında daha iyi anladım.

60’lı, 70′ li yıllarda Merzifon’da esnaflık yapan babamın ve fotoğrafçılıkla uğraşan rahmetli dedemin (Foto Dedem) selamını ileterek nefis piramit pastasını ve limonatasını hafızama kazıdığım “Pastacı Salih Usta” , plastik ev gereçleri satan dükkanında sabahın erken saatlerinden itibaren tezgahının arkasında durarak müşterilerini gözlüğünün üzerinden süzen “Nayloncu Leyla Teyze”, dört mevsim çok şık giyindiği ve yeni modayı yakından takip edip Merzifon’da ilk uygulayan kişi olduğu için “Hasan Yeni Çıktı” lakabını alan merhum Berber Hasan Amca (dükkanının önünden her geçişimde elinde işi olsa da başını kapıdan dışarıya uzatarak harçlığım olup olmadığını sorardı.) ve öğretmenlik mesleğinin kutsallığını her davranışı ve eylemiyle bize hissettiren ilkokul öğretmenim merhum “Meliha Hazneci” bir bir gözümde canlandı. Ne güzel insanlardı ve sayıları ne kadar azaldı, çocukluğumun bir hazineye dönüşmesini sağlayan daha pek çok güzel insanı sevgi, saygı ve özlemle hatıralarımda saklıyorum.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !  Çocuk aklı deme, çocuk haklı !!! Yavaş şehir Seferihisar’da çocuk olmak…

Merzifon sokaklarında yürürken; top oynadığımız tarlalar(şimdi apartmanlarla dolmuş), Merzifonspor’un maçlarını seyrettiğimiz şehir stadyumu, resmi bayramlarda geçit törenlerinin yapıldığı Cumhuriyet Caddesi, etrafında askercilik oynadığımız Saat Kulesi sanki beni elli yıl öncesine götürdü. Çocukluğumun Merzifon’u zenginliklerle dolu harika bir kasabaymış meğer.

Paşa Camii’nin bulunduğu kent meydanından Ekin Pazarı’na, oradan Taş Han ve Bedesten’e ardından da Yokuşbaşı’nı dolanarak mahallemize doğru yürüdüm. Rahmetli Dedemin elleriyle yaptığı, bahçesindeki dut ağacına çıkarak etrafı gözlediğim, kendi kendime kurduğum oyunları oynadığım ve bahçesinde mutlu olduğum bu evin tam önünde durdum. Evin bahçesinden ironik bir biçimde yol geçmişti ve ev sanki bıçakla kesilmişcesine duvarları yıkılmış bir biçimde karşımda duruyordu, Merhum Anneannemin mutfağı tıpkı hatırladığım gibi sanki bir vitrinin içindeymişcesine oradaydı, yıkılmamıştı, raflarını dahi görebiliyordum. O an başka hiç bir yerde yiyemeyeceğiniz, yalnızca Merzifon’a özgü yemeklerin kokusu burnumda. Anneannemin büyük bir ustalıkla pişirdiği “baklalı, etli yaprak sarması”, “topalak çorba”, haşhaşlı sacüstü”, “etli keşkek”, “haşhaşlı, cevizli Merzifon parmak çöreği” hiç unutamadığım lezzetler olarak hafızama kazınmış meğer.  Güzel anılarımın ve zengin çocukluk hazinemin saklı olduğu Merzifon’a ardımda bırakırken, çocukca bir huzur ile doldu içim. Burada paylaştığım resimler Merzifon Belediyesi’nin hazırlattığı ve güzel kasabamızı anlatan harika bir kitaptan alınmıştır. Bu vesileyle Merzifon belediye Başkanı Alp Kargı ‘ya da teşekkürlerimi sunuyorum.

Eğer bir gün Karadeniz gezisi yapmak isterseniz, seyahatinize Merzifon’dan başlamanızı öneririm. Bu güzel kentte bir gece kalın, ve Merzifon Pidesi’ni, Etli Baklalı Yaprak Sarması’nı, Topalak Çorbayı mutlaka deneyin, başka bir yerde rastlayamayacağınız eşsiz ve özgün lezzetler bunlar. Ayrıca çocukken iplere dizerek boynumuza astığımız ve teker teker yiyerek mayhoş tadının keyfini yaşadığımız Aluç’dan yapılan marmelatdan ve yine Merzifon’a özgü Kuşburnu Marmelatı’ndan birer kavanoz alın, çok seveceğinizden eminim.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !  “Ülkem için ne yapabilirim?”
Baklalı Etli Yaprak Sarması - Merzifon
Baklalı Etli Yaprak Sarması – Merzifon

Anadolu toprakları, bir çok kültürün karıştığı, bir çok etnik kimliğin tek bir vücutta toplanarak harika bir armoni oluşturduğu, güzel insanların yaşayıp bir çoğunun doğdukları topraklarda hayata veda ettiği kutsal bir hazine gerçekten. Bu hazineyi iyi koruyalım, yok edersek bir daha yerine koyamayız.

YAZAR HAKKINDA

Fatih ONKAR Fatih ONKAR 1964 Merzifon doğumludur. İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği Fakültesi'nden 1987 yılında mezun olmuştur. İş hayatına sanayi kuruluşlarında Üretim Planlama ve Bütçe Hazırlama Uzmanı olarak başlamıştır. Askerlik hizmetini Kıbrıs'ta İngilizce Tercüman olarak yapmış, sonrasında hizmet sektöründe çalışma yaşamına devam etmiştir. 1993 yılından bu yana halen kurucu ortağı bulunduğu firma çatısı altında fuar ve kongre yapımı alanında faaliyet göstermeye devam etmektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır.
Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

11 yorum

  1. Anılarımız çok kıymetli, çok güzel anlatmışsın. Merzifona mutlaka gideceğim. Hatta Amasya ve Gümüşhacıköy de aklımda.

    • Çok teşekkürler. Harika bir gezi güzergahı..yaz başında programlarsanız çok daha keyifli olur

    • İstanbul a taşındıktan sonra bir süre Merzifon’ dan içme suyu taşıdığımızı yazmayı unutmuşum☺

  2. İnsanların iyi anılar biriktirmesi çok güzel olsa da, çok daha güzel olan o anıların can bulduğu ortamı, o anılara katkı yapan insanları unutmamaktır. Fatih bey çocukluğunuzun geçtiği Merzifon’u, orada yaşadıklarınızı çok iyi anlatmışsınız. Eminim o anılar gözünüzde canlanırken, şimdiki yaşınızda değil, o yaşınızdaydı. Ne güzel bir şey yapmışsınız. Sizi kutluyorum. Defalarca Ankara’dan Karadeniz’e giderken hemen kıyısından geçtiğim Merzifon’a bir ziyarette bulunmak şart oldu. Kaleminize sağlık… Tahsin bey size de ayrıca teşekkür ediyorum. Sitenizde farklı alanlarda o kadar güzel içeriklere rastlıyorum ki… Devamını dilerim.

  3. “Mutlu geçen bir çocukluk, insanın en zengin hazinesidir” kesinlikle o kadar güzel bir cümle ki… Merzifon’a hiç yolum düşmedi bugüne kadar, gerçekten bu kadar ilgi çekici olduğunu da yazınızdan keşfettim. Hele de böyle güzel anılarla harmanlamış yazılar ayrı bir keyif veriyor insana. Sayenizde çocukluğuma da yolculuk yaptım.

    • Ahu Hanım çok teşekkür ediyorum. Yazının size bu duyguları aktarabilmiş olmasından dolayı çok mutlu oldum.

  4. Bende çocukluğumun bir kısmı Karadeniz yöresinde geçti. Mutlu bir hayat çocukluk yaşamak çok önemli. Güzel bir hayat hikayesi paylaştınız. Teşekkürler.

  5. Ne güzel değilmi geçmişi yad etmek çocukluğunu anımsamak ne güzel bir tur olmuş sizin için çok sevindim adınıza yüreğinize sağlık

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM