Bence Karadeniz…

Bence Karadeniz…

Amasya’dan başladığımız Karadeniz gezimiz Ordu, Trabzon, Rize duraklarından sonra Artvin’de noktalandı. Pek çok güzel anı biriktirdik. Ruhumuzu besleyen bir gezi oldu; yeşilin ve mavinin tonlarıyla şenlendi gözlerimiz, gönlümüz. Kızım Gülce ile yaptığımız ilk uzun yolculuğumuz olması da bu geziyi unutulmaz kılacak bizim için elbette.

Gelelim naçizane Karadeniz gözlemlerime; ilk durağımız Amasya için söyleyebileceğim tek bir olumsuz düşüncem yok, tertemiz bir şehir Amasya. Geçmişine sahip çıkarken günümüz modernizmine de ayak uydurmayı başarmış güzel bir şehir. Yeşilırmak’ın taçlandırdığı şehirde köprüler iki yakayı birleştiriyor. Tarihi yerleri gezmek çok kolay çünkü tabelalar sizi gayet net yönlendiriyor. Yemek seçenekleri geniş; ister yöresel tatlar ister alışmış olduğunuz damak tadınıza uygun seçenekler mevcut. Yoğurtlu çorbaları damak tadınıza hitap ediyorsa Toyga çorbasını denemenizi öneririm. Konaklama için de abartısız fiyatlı ve tertemiz konaklar var. Önceden rezervasyon yaptırarak hiç bir sorun yaşamadan gezinizi tamamlayabilirsiniz.

Bence Karadeniz
Bence Karadeniz

İkinci durağımız Ordu oldu; şehir planlaması konusunda oldukça başarılı buldum şehri. Yeşile ve maviye doyuruyor insanı. Teleferik sistemi ile kolayca Boztepe’ye çıkıp tüm şehri seyredebilir, yöresel ürünler satın alıp karnınızı doyurabileceğiniz mekânlar bulabilirsiniz. Konaklama konusunda biz önceden araştırma yapmadığımız için sıkıntı yaşadık ancak biraz araştırma ve rezervasyonla bir sorun yaşanacağını düşünmüyorum.

Ordu; güzel sahil şeridi, tertemiz caddeleri ve yeşil doğasıyla görülmeye değer bir şehir olarak yer ediyor hatıralarımızda.

Üçüncü durağımız Trabzon’du. Şehir merkezinde vakit geçirmedim o sebeple şehir merkezi ile ilgili yorum yapmam doğru olmaz. Akşam Sera Gölü’nde vakit geçirdik ve çok keyif aldık. Bir heyelan gölü olan Sera Gölünü görmenizi öneririm, gece manzarası çok keyifliydi eminim gündüzü de görülmeye değerdir.

Trabzon’la ilgili hayal kırıklığım Uzungöl oldu. O muhteşem doğa harikası göl gelişigüzel açılmış işletmelerle tam bir beton yığınına dönmüş. Arap turistler o kadar çok ki onlara hitap eden alışveriş mekanları ve restoranlar arasında sıkışıp kalıyor insan. Turist iyidir, turizm bacasız sanayidir söylemlerini bir kenara bırakalım, kendi ülkemizde bizi turist hissettiren bu anlayış olmaz olsun demek geliyor içimden. “Uzungöl’de otel adıyla ortaya çıkan her biri bir başka ucube olan o yerlerde Türklere yer bile verilmiyor. Çünkü otel demeye dilimizin varmadığı o yerler, Suudi Arabistan’lılara Türklere verilebilecek fiyatların çok üstünde rakamlarla satılıyor.” diye bir yazı okumuştum bir yerde, hak vermemek elde değil. Adım attığın yer para, arabanı park etmek için girdiğin okulun bahçesi bir restauranta kiralanmış ancak o restaurant da yemek yiyip fişini okulun bahçesindeki görevliye gösterirsen ücretsiz park edebiliyorsun. Sağın solun Arap, yerli turist azınlıkta kalmış. Şöyle ifade edeyim fotoğraf çektirmek için ricada bulunacağın bir vatandaş bulamıyorsun etrafta, Arapçan yoksa ancak özçekim yapabilirsin.

Bence Karadeniz
Bence Karadeniz

Hafif hafif yağan yağmurun altında yürüyüp manzarayı hafızama resmetmek isterdim oysa. O güzelim Uzungöl’ün tadını çıkaramadan bu kez Rize’ye sürdük arabayı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !  Ne yaparsan yap, İzci gibi yap…

Meşhur Ayder Yayla’sında bir de biz yayılalım dedik ama ne mümkün. Girişte Tabiat Parkı ‘na giriyorsunuz diye 12 TL para alıyorlar ancak içeride Orman Genel Müdürlüğünün hizmeti olarak ne bir otopark mevcut ne tuvalet ne de herhangi başka bir hizmet; yine oradaki saçma sapan işletmelerin insafına kalıyorsun. Sizi bekleyen manzaraya diyecek lafım yok elbet; Kaçkar Dağları tüm güzelliği ve ihtişamı ile karşılıyor insanı, bakmaya doyum olmaz. Yine de gidecekseniz otoparkın saatine 20 TL vermeniz gerektiğini bilerek hazırlıklı gidin derim. Konaklama için de önceden rezervasyon yaptırın ki Arap turistlerin hınca hınç doldurduğu işletmelerden yararlanabilin.

Ayder’e çıkarken içinden geçtiğimiz küçük bir ilçenin Öğretmenevinde dahi Arap turist yoğunluğundan dolayı yer bulamamak canımızı sıkmadı desek yalan olur. Öğretmenevi bile Karadeniz’de oluşan Arap Kantonundan nasibini almış maalesef. Benim bildiğim yayla sessiz, sakindir; kafa dinlemelik ortamdır, huzurdur ancak ben Ayder Yaylasında aradığımı bulamadım. Tablo o kadar da kötü değil elbet, Ayder’e çıkarken yolda pek çok sessiz sakin ve bakir yaylalar da var. Tekrar Rize’ye gidecek olursam oraları tercih edip popüler kültürün tahrip ettiği Ayder’i es geçmeyi düşünüyorum. Zaten yayla yolu o kadar yeşil o kadar güzel ki insan o yolu giderken bile aradığını buluyor aslında.

Bence Karadeniz
Bence Karadeniz

Benim gibi bir yanınız huzuru ararken diğer yarınız macera diye tutturuyorsa Fırtına Vadisi tam sizlik derim; rafting ve zipline deneyimleyip maceraperest tarafınızı tatmin edebilirsiniz. Sayısız işletme var rafting ve zipline için. Ben rafting deneyimim olduğu için zipline denedim ve çok keyif aldım ama Fırtına Deresi’nde de rafting heyecanını yaşamayı çok isterim ve bir dahakine rafting için hazırlıklı gitmeyi düşünüyorum.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !  Hamur İşlerine En Güzel Alternatif : Peynirli Muffin

Yemek için bir yorum ya da önerim olamayacak zira farklı lezzetlere açık bir insan olmadığım için şunu yedim enfesti diyemeyeceğim. Ama siz farklı tatlar konusunda benim gibi önyargılı değilseniz Karadeniz’e özgü pek çok farklı lezzet tadabilirsiniz. Özellikle yaylaları gezeceksiniz rakım farkını göz önünde bulundurarak yanınıza kalın giysiler almayı unutmayın ve tabi yaz yağışlarının bol olduğunu da!

Son durağımız ve benim için gezimizin gözbebeği Artvin, Borçka Karagöl tabiat parkı oldu; gerçekten gördüğüm en güzel manzaralardan biriydi desem abartmış olmam sanırım.

Masallarda anlatılan o büyülü yer Karagöl olabilir bence ya da meditasyon yaparken gittiğiniz o huzurlu yer işte tam olarak Karagöl olmalı. Girişte yine Tabiat Parkı olduğu için Orman İşletme’ye 12 TL ödüyoruz ama çıkarken bir teşekkür mektubu bırakmak geliyor içimden, tabiatı gerçekten korudukları ve özel işletmelerin doyumsuz hırsına terk etmedikleri için.

İçeride tertemiz tuvaletler, aracınızı güvenle park edebileceğiniz bir otopark ve oturup keyifle manzarayı izleyebileceğiniz kamelyalar mevcut. Doğanın dengesine zarar veren, görüntüyü çirkinleştiren hiç bir şeye izin verilmemiş.

Gölü gezmek için sandallar var, dilerseniz romantik bir sandal sefası yapmanız mümkün. Manzarayı, gölü ve huzuru daha da içselleştirmek isterseniz uzun bir yürüyüş parkuru var gölün etrafında keşfedilmeyi bekleyen. Konaklama için de dilerseniz çadır kurup kamp yapabilir ya da orman evlerinde kalabilirsiniz. Ben tekrar gitme şansını yakalarsam 2 gece kamp yapmayı çok isterim mesela.

Bence Karadeniz
Bence Karadeniz

Göle giderken izlediğiniz manzaranın ise ben de tarifi yok; kayaların arasından akan sular öyle güzel besliyor ki doğayı, yeşilin her bir tonuna şahitlik etmek ve manzaranın keyfine varmak kalıyor size.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !  Şekersiz Fındıklı Kurabiye

Bu yolculukta şoför değil de yolcu olmak ve her bir kilometrenin tadını çıkarmak yapılacak en mantıklı eylem olsa gerek. Bu arada Karagöl hala Arap istilasına uğramamışken gidip görün ve el değmemiş doğayı kucaklayın derim. Karadeniz gezimizin son durağı benim için tekrar ve tekrar gidilmesi gereken yerler listesinin zirvesine yerleşti böylece.

Umarım bu yazı gereksiz bir Arap polemiği yaratmaz zira ben sadece şahsi gözlem ve düşüncelerimi paylaşmak istedim.

Öğretmen kimliğimle bir öğretmenevinde sırf bir Arap benden çok para ödeyecek diye ben değil de o kalıyorsa bu turizm anlayışı bana doğru gelmedi. Yazımı, “İtirazımız; kimin nereye gideceği, tatil için nereyi neden tercih edeceği, nereye yerleşip nasıl yaşamak isteyeceğine değil, o bölgenin ister Arap ister Rus, İster İngiliz, Alman ya da başka bir ülke veya kültürün egemenliğine girmesinedir.” diye bir alıntıyla noktalarken hepinize bol gezmeli keşfetmeli tatiller dilerim.

Işık Nil BÜYÜKMİL AKYER

YAZAR HAKKINDA

Işık Nil Büyükmil Akyer Işık Nil Büyükmil Akyer 1985 Silvan doğumlu. Memur anne babanın 2 çocuğundan ikincisi. Öğrenim hayatına pek çok farklı şehirde devam ettiği ve ülkenin her bölgesinde yaşadığı için kendisini Türkiyeli olarak tanımlıyor. Anadolu Üniversitesi İngilizce Öğretmenliğinden 2008 yılında Onur öğrencisi olarak mezun oldu. O zamandan beri özel ve kamu olmak üzere birçok farklı il ve kurumda İngilizce öğretmeni olarak görev yaptı. 2016’dan beri idari kadroya geçerek müdür yardımcılığı yaptı, şu an Mersin’in Silifke ilçesinde bir devlet okulunun kurucu müdürlük görevini yürütmekte. 2017 yılında Gaziantep Üniversitesi Eğitim Yönetimi Denetimi Teftiş ve Planlaması bölümünde yüksek lisansını tamamladı. MEB’in düzenlediği hizmet içi eğitimlere aktif olarak katılım sağlıyor. Eğitim Koçluğu ve NLP özel ilgi alanları ve bu alanlarda Uluslararası geçerliliğe sahip sertifikaları var. Ayrıca çeşitli eğitim öğretim konularında ulusal ve uluslararası düzeyde projeler yürütüyor. Farklı yerler gezmekten ve keşfetmekten haz duyuyor. Araştırmacı, yeniliklere açık ve amatör olarak yazılar yazıyor. Evli ve 1 kızı var.
Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

5 yorum

  1. Bir Karadeniz turunun olması gereken duraklarını gözlemlerinizle çok iyi anlatmışsınız. Ayrıca belirtmeliyim, ifade gücünüz müthiş… İlk fırsatta çıkacağım Karadeniz turunda yazınızı defalarca okuyup, rehber olarak kullanacağım. Yüreğinize sağlık… Arap turistlerle ilgili paylaşımlarınıza katılıyorum. Zaten İstanbul başta olmak üzere güzel yurdumda artık neredeyse biz yabancı hale geldik. Bu tıpkı bir dönem Akdeniz’de beş yıldızlı otelleri istila eden Rusların arasında kendimizi yalnız hissettiğimiz tatillerimizi hatırlatıyor.

    • Güzel düşünce ve yorumlarınız için teşekkür ederim Mehmet Ali bey.Umarım gönlünüzce bir Karadeniz gezisi yapabilirsiniz.Yurdumuzun her bir köşesi görülmeye değer ancak Karadeniz gerçekten muhteşem.Size şimdiden keyifli gezmeler dilerim.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM