Altüst olan Hayatlar

Altüst olan Hayatlar

Herkese Merhaba,

Aslında bu yazıyı 24 Kasım Öğretmenler günü’nde paylaşmayı düşünmüştüm ancak bir takım aksiliklerden dolayı yayınlamak bugüne kısmet oldu.

Size bu yazımda 30 senelik hüzünlü bir hikayeden bahsedeceğim, hayatım normal seyrindeyken beklenmedik bu olayın benim ve öğretmenimin hayatını nasıl alt üst ettiğini anlatacağım.

1988 Yılı / Küçükyalı – İstanbul


İstanbul – Küçükyalı da Annem, Babam ve 11 aylık kardeşimle kendimize ait bir evde oturuyorduk. Babam, Küçükbakkalköy’de bir lokanta işletiyor, annem ise çalışmıyor evde benimle ve kardeşimle ilgileniyordu.

İlkokul 2. Sınıfa gidiyordum. Küçükyalı da Kadir Has Lisesi’nin yanında bulunan Lütfi Engin İlkokulu’nda okuyordum. (Bu okul Daha sonra yıkıldı ve Rezzan Has Lisesi oldu) İlkokul Öğretmenim ismi ise; Ciddiye Küçükmustafa idi.

Her ilkokul öğrencisi gibi ben de öğretmenimi çok seviyordum. Otoriter bir yapısı olmasına rağmen yüreği sevgi dolu, inanılmaz ilgili ve öğretmeyi çok seven tam bir Atatürk öğretmeniydi. Aslen Rize’liydi, o hafif tatlı şivesiyle masal gibi anlatırdı dersi. Sadece öğrencileriyle değil aileleriyle de arası çok iyiydi.

Annem ile çok iyi arkadaşlardı, annemin sık sık okulda onunla sohbet ettiğini görüyordum. 8 yaşındaki bir çocuk olarak hayattan isteyebileceğim her şeye sahiptim. İlgili, sevgi dolu bir anne, çok çalışkan bir dediğimi iki etmeyen, ne istersem alan bir Baba ve büyüdüğünde hayatı paylaşabileceğim bir erkek kardeş. O küçük yaşımda bu büyük hayattan daha başka nasıl bir beklentim olabilirdi ki…

Altüst olan hayatlar
Altüst olan hayatlar

1988 yılının Mayıs Ayı’na geldiğimizde Ramazan ayı başladı. O dönem Babamın Lokanta işleri daha da yoğunlaştı, lokantada iftar yemeği veriliyor, babamın hesapları kapatıp eve gelmesi benim yatma saatimi geçiyordu. İyi para kazanıyordu Babam, Küçükbakkalköy – Küçükyalı arasını gecenin o saatinde gidip gelmek şimdiki kadar kolay olmadığından yeni bir 88 model Şahin aldı, o dönemin lüks arabasıydı, şöyle sağ aynası falan olanlardan. Babam, ben yattıktan sonra eve gelip, sabah erken gittiğinden çok merak etmeme rağmen bir kaç gün arabayı görememiştim. O arabanın hayatımızda sonun başlangıcı olacağını hiç birimiz bilmiyorduk o zamanlar.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !  Çocuk aklı deme, çocuk haklı !!! Yavaş şehir Seferihisar’da çocuk olmak…

1988 – 10 Mayıs Salı

Annem, yine okul çıkışında beni bekliyordu. Elimden tuttuğu gibi hızlı hızlı eve gidiyorduk. “Dayınlar akşam iftara gelecek, çok işim var biraz hızlı ol” dedi. Dayımların gelmesinden çok Babamın eve erken geleceğine ve gündüz gözü ile arabayı göreceğime seviniyordum. Akşamı sabırsızlıkla bekliyordum. Zaman geçmek bilmedi. En sonunda sokağın başından bizim sokağa doğru Beyaz bir Şahin dönüverdi. Pırıl pırıl parlıyordu boyası, süzüle süzüle kapının önüne park etti babam. Babam Dayımları bırakırken benimde onunla gidebileceğimi söylemişti Annem, çok sevinmiştim.

Akşam tüm aile keyifli bir iftar yemeği yedik. Muhabbet uzadıkça uzadı yatma zamanım geldi, arabaya yine binemeyeceğim diye hayıflanırken Annemin çanta hazırladığını fark ettim. “Anne nereye gidiyoruz” dediğimde, Keşan’a dedi. Yemekten sonra Babam ve Dayımın Keşan’da görev yapan diğer dayıma gitmeye karar verdiklerini anladım. Kısa sürede yapılan hazırlık sonrası arabaya ilk kez binecek olmamın heyecanı ile arka koltukta Annemin yanında yerimi aldım. Kardeşim ise Annemin kucağında her şeyden habersiz uyuyordu. Bu yolculuk bizim yeni arabamızla beraber yapacağımız ilk ve son yolculuk olacaktı maalesef…

2017 – 24 Kasım Cuma

Her yıl 24 Kasım da Sosyal Medya’da Ciddiye öğretmenim ile 1988 yılında birlikte çektirdiğimiz tek fotoğrafı paylaşır, onun gıyabında tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlarım.

Sosyal medya da Ciddiye Hocamı yıllarca bulmaya çalışmış ama ulaşamamıştım. Yaşı itibariyle vefat edebileceğini düşünmüş ama inancımı kaybetmemiştim. Fotoğrafı paylaştıktan sonra son bir umut Facebook ta ismini ve soy ismini yazıp arattırdım. Arama Sonuçlarında çıkan kişileri umutsuzca incelerken bir anda onun yüzünü gördüm, inanamadım.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !  Yedinci Kıta ve Geri Dönüştürülmüş Polyester

Yıllar onu çok değiştirmiş ama siması neredeyse aynı kalmıştı. Saçları bembeyaz olmuş ama gözlerimdeki ışık aynı kalmıştı. Onun olduğundan emin olmak için kendisine “Ciddiye Hanım merhaba, siz Küçükyalı Lütfi Engin İlkokulu’nda hiç görev yaptınız mı ?” diye mesaj gönderdim. Bir gün sonra gelen cevap ile tüylerim diken diken oldu. Mesajda Bana “Oğlum sen Trafik kazasında Annesi Babası vefat eden Tahsin misin” yazıyordu ?!

Bu cümleyi hayatım boyunca defalarca kez duymuştum ama ilk kez bu kadar canımı yaktığını hissettim. “Evet hocam benim” dedim. Telefonumu yazdım, hemen aradı.

“Tahsin Oğlummm, tekrar görüştüğümüze çok sevindim” dedi. Kazadan sonra Dedemlerin evine geldiğini beni ve kardeşimi bir kaç kere ziyaret ettiğini söyledi. O zamanlar ile ilgili hafızamda bir şey olmadığından anlattıklarını büyük bir dikkatle dinlemeye başladım.

“Oğlum Annen ile çok iyi arkadaştık, baban da çok iyi insandı, ikisine de çok üzüldüm” dedi. Daha sonra Dedemlerin o evden taşındığını, defalarca kez Dedemi aradığını ama ulaşamadığını, bir süre sonrada izimizi kaybettiğini söyledi. “Oğlum o sene benim için cehennem gibi geçti” dedi, aynı sene içerisinde Ablasını da kaybettiğini psikolojisinin çok bozulduğunu ve Öğretmenliği bıraktığını söyledi. Bunu duyduğumda boğazım düğümlendi ve göz yaşlarıma hakim olamadım.

Yaşadığım bu olay sadece benim hayatımı değil, öğretmenimin hayatını da tümüyle değiştirmiş alt üst etmişti. Telefon da bir saate yakın konuştuk, kaza sonrasındaki hayatımı, ailelerimizi, çocuklarımızı anlattık birbirimize…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !  Fındık Toplamak Çocuk Oyunu Değildir!

Ciddiye Hocam ile 30 yıl sonra kavuşmak, tamamlanamayan bir Puzzle ın kayıp olan son parçasını yıllar sona bulmak gibiydi benim için, fırsat bulduğum en yakın zamanda kendisi ile buluşup, resmimizi de bu yazıma ekleyeceğim.

Yazımı sıkılmadan sonuna kadar okuyan herkese teşekkür ediyorum. Başka bir hikaye de buluşmak dileğiyle,

Sevgiyle kalın…

Ciddiye Küçükmustafa
Altüst olan hayatlar

10 Ocak 2019 Perşembe – Maltepe / İstanbul

Ve 31 yıl sonra büyük buluşma gerçekleşti. Ciddiye Hocam ile İstanbul’da ki evinde buluştum. Eşi, kızı ve damadı ile tanıştım, çok keyifli bir kaç saat geçirdik. 

Hocam’ı 31 yıl sonra görmek çok güzel ve özeldi benim için. Puzzle’ın kayıp olan son parçasını da tamamlayıp hikayenin sonuna geldik.

Bu hikâyeye yakın ilgi gösteren, güzel mesajları ile bana destek veren tüm dostlarıma teşekkür ederim. 

Sevgiyle kalın…

YAZAR HAKKINDA

TAHSİN DUMAN TAHSİN DUMAN 1980 İstanbul – Üsküdar doğumluyum. Evli ve iki çocuk babasıyım. İzmir – Seferihisar’da yaşıyorum. İşim sebebiyle sık seyahat ediyorum. Seyahatlerimden geride kalan zamanlarda yeni insanlarla tanışmak, farklı mekânlar keşfetmek, bilinmeyen hikâyeleri gün yüzüne çıkarmak ve bölgesel lezzetleri deneyimlemek en büyük hobilerimdir. Blogumdaki yazıları keyifle okuyacağınızı düşünüyorum.
Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

2 yorum

  1. Sonuna kadar okuduğum nadir hikâyelerden biri oldu. Hüzünlenmemek elde değil. Kocaman adam olmuş çoluk çocuğa karışmışsın . Sabrı veren ve yaşamaya devam ettiren Rabbimize şükürler olsun demekten başka bir çare kalmıyor maalesef. Yolun açık olsun .

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM